Şule Çet Davasında Bilirkişi Raporları ‘İntihar değil CİNAYET’ diyor!

Ankara adliyesi önünde,Kadınların elinde afişler,pankartlar bulunuyor." Erkek adalet değil, Gerçek adalet." "Şule Çet isyanımızdır. "Yazıları yer alıyor

 

Birsen Kaya 

Engelsiz Kadın Haber Ağı, Ankara

20 Ekim 2019

 

 

Ankara’da 29 Mayıs 2018’de şüpheli bir şekilde yaşamını yitiren üniversite öğrencisi Şule Çet’in ölümüne ilişkin davanın dördüncü duruşması Ankara 31’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Öğrencisi tarafından öldürülen akademisyen Ceren Damar’ın babası Mustafa Damar da davayı izledi. 

“Şule İçin Adalet”, “İntihar Değil Cinayet”, “Erkek Değil Gerçek Adalet İstiyoruz” pankartlarıyla adliye önünde bir araya gelen Ankara Kadın Platformu’ndan kadınlar yaptıkları açıklamada, “Biz katilin kim olduğunu biliyoruz. Koruyan ve yargılamayanları da biliyoruz. Bu dava tüm kadınların davası diyerek davayı büyüttük. Mahkeme salonlarında failleri değil kadınların yaşamlarını yargılamaya çalışanların karşısında biz varız” ifadelerine yer verdi.

Hazırlanan iddianamede ‘kasten öldürme’, ‘cinsel saldırı’ ve ‘hürriyetten yoksun bırakma’ suçlarından ayrı ayrı ağırlaştırılmış müebbet ve 39 yıla kadar hapisle cezalandırılmaları istenen sanıklar Berk Akand ve Çağatay Aksu duruşma salonuna getirildi.

Çet'in ölümünden önceki psikolojik durumunu incelemekle görevlendirilen bilirkişi heyeti, raporunu geçtiğimiz günlerde tamamlamıştı. Gazi Üniversitesi öğretim üyesi 3 psikiyatri uzmanından oluşan bilirkişi heyetinin hazırladığı raporda, 'Maktulün intihar edebileceği konusunda dosyada bir bilgi veya gözlemin olmadığı', ayrıca, Çet'in elindeki bir tutam saç için de 'intihar kanıtı olarak kabul edilemeyeceği' tespiti yapılmıştı.

Sanıklar Çağatay Aksu ve Berk Akand'ın konuşma içerikleri için bilirkişiden istediği dudak okuma raporu dava dosyasına sunuldu. Aksu ve Akand'ın konuşmalarının çözümlenemediği belirtilen raporda, sanıkların konuşmaları esnasında tedirgin oldukları ve sık sık kameraya baktıkları belirtildi. Raporda; “Konuyla ilgili adı geçen iki şüphelinin 29 Mayıs'ta saat 04.08.10'dan itibaren asansör önünde yapmış oldukları konuşmadaki jest, mimik, dudak hareketleri ve beden dilleri incelendiğinde sonradan gelen şüphelinin beden dilinin rahat ve sakin olduğu, telefonla ilgilendiği ve diğer şüpheliye başını iki yana sallayarak olumsuz/onaylamadığını gösteren bir şeyler ifade etmeye çalıştığını ve iki defa hasarlı olarak görülen sağ el orta parmağı gösterdiğini, pembe tişörtlü şüphelinin ise daha sık olmak kaydıyla her ikisinin de kameraya baktığı gözlenmiştir.” tespiti yer aldı.

Sanıklardan birinin alkollü olduğu ve sakalı ve bıyığının dudaklarını kapattığı kaydedilen raporda, şu ifadelere yer verildi:

“Pembe tişörtlü şüphelinin jest, mimik, dudak hareketleri ve beden dili incelendiğinde diğerine göre daha tedirgin ve gergin olduğu ve bu duygusal durumuyla ilgili bağlantılı sözel ifadeler (Bana mı diyorsun/söylüyorum? Yeter) sergilediği görülmüş ama konuşmanın daha detaylı içeriği incelendiğinde şüphelinin alkollü olmasına bağlı olarak dudaklarının ince motor becerilerindeki koordinasyon bozukluğu, sakal ve bıyık kullanması ve bunların dudakları kapatacak şekilde uzun olması, konuşmadaki dudak hareketleri sırasında ağız açıklığının dar olması nedeniyle ilgili fonemlerin ayırt edilememesi ve dudağın ışığının pozisyona bağlı gölgelenmesi, kamera çekiminin yüz ve dudakları net göstermemesi nedeniyle görsel olarak görüşmenin içeriği net tespit edilememektedir.”

Davada, Şule’nin öldüğü yerde olay yeri incelemesi gerçekleştiren bilirkişi heyeti

yaptıkları incelemeler sonucu olayın sanıkların anlattığı gibi olmadığını gördüklerini belirterek şunları ifade etti; “Şule kendini öne doğru attıysa düşmesi çok hızlı olacaktır. Sanık asılı gördüğünü söylüyor Şule Çet’i ancak bu ihtimal çok düşük. Tüm incelemelerim sonucunda Şule’nin kendisini ittirerek attığını düşünerek düşüşünün bir ivme ile değil serbest bir şekilde düştüğü şüphesiz çok açık. Şule’nin düşerken kıyafetlerinin paraşüt etkisi yapmış olabilir deniyor. Olmaz çünkü üzerinde tayt ve dar bir kazak var. Şule’nin serbest şekilde düştüğü anlatılıyor. Ancak serbest düşme gerçekleşse bu kadar ileri düşemezdi. Kendini itmediği sarkıp atladığını varsayarsak bu mümkün olmuyor. Bir güç ile ileri itilmiş olmalı.”

Bilirkişi, Şule’nin vücudunda cinsel şiddet izlerine rastlandığını da vurguladı.

“Şule’nin atıldığında yarı çıplak olduğunu düşünüyoruz. Bu da cinsel şiddetin olduğu iddiası ile bütünlüklü bir veri. Şule’nin iç çamaşırı katlanmış. Bu düşme ile ilgili olamaz. Bu Şule’nin atılmadan önce yarı çıplak olduğunu kanıtlıyor.

Düşme durumlarında noktasal kanamalar olur. Dosyanın geneline bakıldığında sıyrıklar ve maddi bulgular cinsel saldırıya işaret ediyor. Gazi Üniversitesi psikiyatri bölümü Şule’nin intihar edecek bir ruh halinde olmadığını da raporladı.”

Bilirkişi, sanık Aksu’nun, “Siz olay yerine gittiniz mi, Şule diğer odadan sehpaya basıp düşmüş olamaz mı?” sorusuna, “Olamaz. Ben somut verilere göre bilimsel inceleme yapıyorum” yanıtını verdi. Mahkeme ara kararında sanıkların tutukluluk halinin devamına karar verdi.

Duruşma 20 Kasım saat 10.00’a ertelendi. Ayrıca kadın örgütlerinin davaya müdahillik talebi de reddedildi.

Bu konuya dair Av. Sezin Uçar ve kadın hareketinden Deniz Aktaş ile görüştük. Uçar; “kadın örgütlerinin müdahil olması CMK’da tanımlanan bir durumdur, fakat mahkemeler kapsamı dar yorumluyor, geniş yorumlayan hakimler de oldu örneğin Mor Çatı’nın dahil olduğu bir dava hatırlıyorum. Fakat  sonra karar bozulunca istisnasız hep reddettiler. Yasadaki ‘suçtan zarar gören’ kavramının geniş yorumlanması gerekiyor.” dedi. Aktaş ise; “Şule Çet, Emine Bulut ve daha birçok kadın cinayetinde kadın kurumlarının müdahillik talebi kabul edilmiyor. Erkek yargı kadın cinayetlerini bireysel erkek şiddeti olarak görme eğiliminde, kadın kurumlarının ve Baroların müdahil olması İstanbul Sözleşmesinin gereği olmasına rağmen  reddediliyor. Ne yazık ki var olan haklarımız uygulamada karşılık bulmuyor. Bizler davaları takip etmeye ve müdahillik talebinde ısrarcı olmaya devam edeceğiz.”

 

 

Yazar Künyesi:

Birsen KAYA; Uzun yıllardır kadın çalışmaları yapıyor, çeşitli kadın dergilerine ve gazetelere  yazılar yazıyor.

 

 

Sosyal Medyada Paylaş